Amerika’da yaşamak ve iş kurmak isteyenler açısından E-2 yatırımcı vizesi, uzun süredir en esnek ve en işlevsel vize opsiyonlarından biri olarak öne çıkıyor. Özellikle son aylarda H-1B gibi klasik çalışma vizelerin Amerika dışından almanın hem politik hem de mali nedenlerle ciddi biçimde zorlaşması, E2 vizesini yalnızca “yatırımcılar” için değil; aktif biçimde işin başında durmak isteyen girişimciler ve profesyoneller için de ideal bir alternatif yapıyor.
Ancak E-2 vizesi söz konusu olduğunda, en sık yapılan hatalardan biri ve belki de en kritik olanı süreci yalnızca “ne kadar yatırım yapıldı?” sorusu üzerinden değerlendirmektir. Oysa E-2 vizesi başvurusunda belirleyici olan, yatırımın miktarından çok onun nereye, nasıl bir iş modeline ve hangi ekonomik bir stratejiyle yönlendirildiğidir. Aynı bütçeyle yapılan iki farklı yatırım, farklı sektörlerde tamamen zıt sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle E-2 sürecinde yatırımı nereye yapacağınızın seçimi, yalnızca ticari değil; aynı zamanda doğrudan bir göçmenlik hukuku kararıdır.
Bu yazıda önce E-2 vizesinin mantığını ve kimlere verildiğini netleştireceğim; ardından da E-2 açısından neden bazı yatırım alanlarının daha sağlıklı ve sürdürülebilir olduğunu, endüstri bazında derinlemesine ele alacağım.
E-2 Vize Rehberimiz Yayında!
Amerika’ya yatırım yapmak ve iş kurmak isteyen iş insanları için hazırladığımız E-2 vizesi rehberimiz yayında!
Uzman avukat ekibimiz tarafından hazırlanan rehberde; uygunluk şartlarından başvuru sürecine, vize yenilemesinden Green Card’a giden yollara kadar birçok başlıkta bilgi ve içgörü bulacaksınız. İndirmek için tıklayın!
E-2 Vizesi Nedir ve Kimlere Verilir?
E-2 vizesi, Amerika ile ticaret ve yatırım anlaşması (treaty) bulunan ülkelerin vatandaşlarına tanınan, yatırım temelli bir vizedir. Bu vize, yatırımcıya ABD’de kurduğu veya devraldığı bir işletme üzerinden yaşama ve çalışma hakkı tanır. Ancak E-2 vizesi, pasif bir sermaye yatırımı modeli değildir; aksine yatırımcının işin merkezinde yer aldığı, aktif katılımın beklendiği bir yapı üzerine kuruludur.
Bu noktada altını çizmem gereken nokta, E-2’nin “sadece parası olanın” otomatik olarak alabileceği bir vize olmadığı; E-2’yle belirli bir yatırımcı profilinin de hedeflendiğidir: ABD ekonomisine reel, sürdürülebilir ve ticari olarak kayda değer bir katkı sağlayabilecek kişiler.
E-2 vizesi genellikle aşağıdaki profile sahip adaylara verilir:
- Kendi işini kurmak veya mevcut bir işletmeyi devralmak isteyen girişimciler
- ABD’de aktif olarak çalışacağı, yöneteceği veya büyüteceği bir iş planı olan yatırımcılar
- Yatırım yaptığı işletmede karar alma ve yönetim rolünü fiilen üstlenecek profesyoneller
Vurgulamak isterim ki E-2 vizesinin temel felsefesi, “Bu yatırım, ABD ekonomisi içinde gerçek bir ticari faaliyete dönüşüyor mu?” sorusuna dayanır.
Bu soru yalnızca başvuru anında değil; vizenin uzatılması ve devamında da sürekli olarak gündemdedir. Bu nedenle E-2 vizesi, kısa vadeli bir “giriş izni” değil; doğru kurgulandığında uzun vadeli bir iş ve yaşam düzeni inşa etmeye imkân veren bir statüdür.
E-2 Vizesi için Yatırım Alanı Seçimi
E-2 vizesi dosyaları, yatırım tutarının yetersizliği kadar yanlış yatırım alanı seçildiği için de reddedilebilir. Esasında, yatırım alanı ve miktarı birbiriyle doğrudan ilişkili olan ve E2 vizesi başvurularının çekirdeğini oluşturan faktörler arasındadır. Bunun ötesinde bazı sektörler, işleyişleri ve doğaları itibarıyla E-2 vizesine daha uygun olabilir. Bazılarının ise, ne kadar sermaye konulursa konulsun, konsolosluk veya göçmenlik makamları nezdinde ikna edici bir tablo oluşturması zor olabilir.
Buradaki püf nokta şudur:
E-2 vizesi, yatırımın “kağıt üzerinde” değil; sahada çalışan, gelir üreten ve büyüyen bir işletmeye dönüşmesini bekler.
Yanlış yatırım alanı şu problemlere sebebiyet verebilir:
- İşletme “marjinal” görünür ve yalnızca yatırımcıyı geçindiren bir yapı olarak algılanır
- İstihdam yaratma potansiyeli zayıf kalır
- Yatırımcının işletmedeki rolü yapay veya sembolik görünür
Buna karşılık doğru seçilmiş bir yatırım sektörü başvuru dosyasını güçlendirir. İş planı daha gerçekçi yazılırken finansal projeksiyonlar daha ikna edici olur ve yatırımcının rolü kendiliğinden makul bir zemine oturur.
Bu yazımıza da göz atın: E-1 Tüccar Vizesi Nedir? Kapsamlı Rehber
E-2 Yatırımı Nereye Yapılmalı? 5 Örnek E-2 Vizesi Yatırım Sektörü
E-2 vizesi açısından “tek bir doğru sektör” yoktur. Ancak uygulamada, bazı yatırım alanlarının E-2 yönetmeliğine daha uygun olduğunu söylemek mümkündür. Zira bunlar, aktif işletme, nakit akışı ve istihdam unsurlarını tabii olarak içinde barındırır.
Aşağıda ele alacaklarım, E-2 vizesi başvurularında en sık tercih edilen ve doğru kurgulandığında en sağlıklı sonuçları verebilen sektörler arasındır. Burada hayati olan, sektörün kendisinden çok, onun nasıl yapılandırıldığıdır.
1. Hizmet Sektörü ve Yerel İşletmeler
Restoran, kafe, fast-casual (hızlı servis restoranı) işletmeleri E-2 vizesi başvuruları için yaygınca kullanılır. Zira bu işletmeler aktif çalışır, düzenli müşteri trafiği yaratır ve istihdam potansiyeli de sabittir.
Ancak küçük, tek kişinin çalıştığı, büyüme ihtimali olmayan işletmeler E-2 açısından risklidir. Buna karşılık; birden fazla çalışanı olan, operasyonu genişlemeye açık ve yatırımcının günlük idaresinde yer aldığı işletmelerle E-2 vizesi almanın daha olası olduğunu söyleyebilirim.
2. Temizlik, Bakım ve Saha Hizmetleri
Ticari temizlik, bina bakımı, peyzaj ve HVAC (ısıtma-havalandırma-klima) hizmetleri E-2 açısından oldukça işlevsel yatırım alanlarıdır. Bu işletmeler:
- Düşük sabit giderlerle başlar
- Hızlı biçimde müşteri kazanabilir
- Çalışan sayısı kolaylıkla artırılabilir
Bu da işletmenin “marjinal olmadığı”, yani istihdam yaratacak bir potansiyele sahip olduğu anlatısını destekler.
3. Franchise (İmtiyazlı İşletme) Yatırımları
Franchise (imtiyazlı işletme) modeli, özellikle ABD pazarına yabancı olan yatırımcılar için ideal bir sıçrama tahtasıdır. Zira iş modelinin önceden test edilmiş olması, iş planının daha sağlam temeller üzerinde inşa edilebilmesine olanak tanır.
Ancak her franchise E-2 vizesi için uygun değildir. Franchise sözleşmesinin içeriği, yatırımcının karar alma yetkisi ve işletmenin büyüme projeksiyonu etraflıca muhakkak analiz edilmelidir.
4. Teknoloji ve Dijital Hizmetler
Yazılım, SaaS (hizmet olarak yazılım) ve IT danışmanlık şirketleri de E-2 kapsamında değerlendirilebilir. Burada kritik olan; şirketin ABD’de kurulu olması, gelir üretmesi ve yatırımcının teknik veya idari katkısının açıkça gösterilebilmesidir.
Diğer yandan, tamamen otomatik olan, çalışan gerektirmeyen veya yalnızca yurtdışına hizmet veren modeller E-2 vizesi açısından daha hassas ele alınmalıdır.
5. Danışmanlık ve Profesyonel Hizmetler
Mühendislik, mimarlık, pazarlama ve iş geliştirme gibi alanlarda kurulan danışmanlık şirketleri, yatırımcının geçmişiyle örtüştüğünde E-2 vizesi başvurularında kullanılabilir. Ancak tek kişilik, serbest çalışan yapılar yerine; ekip kurmaya müsait ve kurumsal hedefleri olan modeller tercih edilmelidir.
GrapeCase ile Vize Süreçlerinde Yeni Bir Dönem! 🚀
Grape Law olarak, binlerce dosyada edindiğimiz tecrübeyi teknolojiyle bir araya getirdik. Kendi teknoloji ekibimiz ve avukatlarımız tarafından geliştirilen GrapeCase’i gururla sunuyoruz!
GrapeCase ile
✅ Dosyanız tek bir portal üzerinden yönetilir
✅ Belgeler anında sisteme aktarılır
✅ Süreç aşamaları ve güncellemeler net şekilde görünür
✅ Yönetmelik değişikliklerine sistem hızlıca adapte olur.
Teknoloji ve yapay zeka süreci hızlandırırken, hukuki kararlar her zaman avukatlarınız tarafından verilir.
Not: GrapeCase şu an için sınırlı dosya türlerinde aktiftir.
E-2 Vizesi için “İdeal” Yatırıma Nasıl Karar Verilir?
Tekraren söylemek isterim ki E-2 vizesi açısından “ideal yatırım”, seçili sektörle sınırlı değildir. İdeal olan; yatırımcı profili, iş modeli ve sektörün birbirini tamamlamasıdır. Dolayısıyla, yatırım kararını yalnızca pazar potansiyeline bakarak vermek eksik kalır.
Doğru karar sürecinde şu soruları cevap verebiliyor olmalısınız:
- Bu iş gerçekten gelir üretir mi?
- Yatırımcı bu işin hangi noktasında duruyor?
- İşletme zamanla büyüme ivmesi yakalayacak mı?
Bu sorulara verilen cevaplar, yalnızca iş planını değil; E-2 dosyasının baştan sona şekillendirir. Kağıt üzerinde uygun görünen ancak bağlamı havada kalan yatırımlar, başvuru sürecinde uzun incelemelere veya ek belge taleplerine (RFE) maruz kalabilir.
Bu nedenle E-2 vizesi için yatırım kararı, tek seferlik bir finansal hamle olarak değil; ABD’de uzun erimli bir iş ve kariyer atılımının bir parçası olarak ele alınmalıdır. Öyle ki yatırım yeri seçiminiz, yalnızca vize almanızı sağlamak; aynı zamanda vizenin uzatılabilirliğini ve sürdürülebilirliğini de güvence altına alır.
Eğer E-2 için hangi yatırım alanının başvuran profilinize, özgeçmişinize ve halihazırdaki durumunuza daha uygun olduğunu görmek, düşündüğünüz yatırımın vize açısından risklerini önceden tespit etmek veya süreci stratejik biçimde planlamak isterseniz, bana info@grapelaw.com üzerinden ulaşabilirsiniz.
